26 Şubat 2013 Salı

“Suratıma tarihi eser seyreder gibi bakıyorlar”




Avrupa neydi? Aslında Tutunamayanlar romanı 657-660 sayfa aralığı gayet bunu özetliyor. Oğuz Atay benden seneler evvel güzelce anlatmış. Benim söz söylememe hacet yok. Ama tekrarlamadan edemiyorum: “Ah ben az gelişmiş bir ülkede doğmamış olsaydım”. Gösterirdim size...
Yaklaşık olarak 1993 yıl evvel çarmıha gerilmiş bir adam var. Bu salaklar onu ben sandılar. Benim de kendimi o sandığım oldu birkaç kere. Ama ayılınca geçti. Olsun. Ekmeğim aşım oldun bir ara; sağolasın Jesus...

“ADI: İsa SOYADI: Mesih ANASININ ADI: Meryem BABASININ ADI: Tanrı DOĞUM YERİ: Nazaret DOĞUM TARİHİ: 1 Ocak 0000 MEDENİ HALİ: Bekar TABİYETİ: R.İ. (Roma İmparatorluğu) DİNİ: Hıristiyan İŞ BU NÜFUS CÜZDANININ KAYITLI OLDUĞU NÜFUS İDARESİNİN İLİ: İsrail İLÇESİ: Betlehem MAHALLE veya KÖYÜ: Nazaret HANE NO: 34 CİLT NO: 2
İş bu nüfus cüzdanı, Betlehem Nüfus İdaresi tarafından DOĞUM suretiyle verilmiştir.
SON YOKLAMA DURUMU: Halen asker kaçağıdır”. O.A.

Şimdi apartmanıma dönsem ne güzel olacak; Tuna Nehri’ni geçene kadar hayatta kalabilirsem halkımızın gücü beni koruyacak, böylece peşimdeki Nazgullardan kurtulacağım. Belki bu sefer Dövüş Kulübü’nü de kurarım. Üstelik söyleyeceğim Yahuda ruj sürsün bir daha beni öperken. En azından dudak izi kalsın ki bir yanağımı “öpene” öbür yanağımı dönmeyeyim artık. Havariler de “haramiler” olmasın. İsmet Özel intihar etsin, Nazan Öncel bizim apartmana taşınsın, ben ehliyet alayım.
Almanya mı? Dediğim gibi; tekrarlamadan edemiyorum: “Ah ben az gelişmiş bir ülkede doğmamış olsaydım”, gösterirdim onlara...

15 Şubat 2013 Cuma

Gesundbrunnen’de Korku ve Dehşet





Almanlar, Almancılar, İtalyanlar, Fransızlar, Amerikanlar, İspanyollar, Afrikalılar, Yunanlar ve tabi ki Polonyalılar...
Bira, yüksek alkollü bira, Çek birası, manastır birası, festival birası,  koyu bira çeşitleri... Kırmızı şarap, beyaz şarap, envai çeşit şarap, şampanyalar hatta... Votka, Rom, illa ki Rakı, adını bilmediklerim...
Mariujanna, içine toz serpilmiş mariujanna, Afrika işi mariujanna, deli gonca, Saddam, kubar, hafif kenevirler, likit hatta...
Koko, extacy, pudra, uçuş, paranoya... Paranoya! Paranoya!
Paranoya!
Neredeyim lan ben? Kim ulan bu Steven?
Tanrım artık memlekete dönsem iyi olacak.

19 Aralık 2012 Çarşamba

On Emir/İttifak/Nifak sokmak


I
Kimi dedikodulara ve dedikoduculara karşı söylenmesi gereken bir cümle var (bir karikatürden alıntı olarak): Şeyh uçmaz mürit uçurur. Sıcak bir bardağa doldurulan soğuk suyu düşün, şimdi. Göreceksin ki, bardak terlemeye başlar. Herkes her şeyin farkında, kimdir kendini mazlum olarak sunan “insan”?

II
İfşa bizim işimiz değil!
        
III
Nietzsche’nin dediği gibi “ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur”. Tabii ki, nesnel olarak. 

IV
Yeni farkına vardığım bir dizide şöyle bir cümle var: "Yaptıkları için değil, yapmadıkları için pişman olmalı insan."

V
Yapamadıklarınız için birini sorumlu tutmak/birilerinin üstünden ekmek yemek/birilerinin yaşamadıklarını “yaşamış gibi” sunmak/ birilerini yapmadıkları üzerinden yargılamak…

            VI
            Gizli bir tek eşlinin kırbacı ol: ahlak-siz, ahlak-siz, ahlak-siz.

            VII
            Üç: kutsal kelime, yazılmaya göre değişir, bir harf. Söze dökersen bir “harf” olarak, korkulması gereken, görülmemesi/çağrılmaması gereken. Ulusal dilimizde kamusal alanda söylenmemesi gereken kelimelerin izdüşümü.

VIII
Arada unutmamak gerek üstat Cemal Süreya’yı;
“Ben ne kadar öbür çiçekleri denesem
Seninki gül oluyor aralarında…”

IX
Günah dediğin Adem’e zimmet, elmayı hepimiz yiyoruz.

X
Üstü Kaslın!